isim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
isim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2015 Cuma

şegertki

Şekertki dediğimiz şey bildiğiniz çekirgedir arkadaşlar.. Çekirge, düz kanatlılar takımından Caelifera alt takımının sıçrayıcı üyelerine verilen genel ad. Anadolu'da çekirgeler türlerine göre, 4-5 cm arasında değişen büyüklüklerde yaşamaktadır. bununla birlikte bizim çekirge için yazacaklarımız ansiklopedik bilgi ile sınırlı olmayacak kadar çeşitli ve keyiflidir.

büyük usta Şener Şen'in Badi Ekrem'i canlandırdığı Hababam Serisinde sensei liğe soyunarak "çekirgelerini" etrafına topladığı sahneyi hepiniz biliyorsunuzdur. yanlış hatırlamıyorsam Karate Kid filmine yapılan bir göndermenin daha geniş kitlelere ulaşması ve 1970 li yıllardan günümüze kadar eskimeden ulaşmasını yandaki kare sağlamıştır.

çekirge ile olan ilişkimiz "hoplayıver çekirge / zıplayıver çekirge / bıdı bıdı bıdı çekkirge" adlı iç gıcıklayıcı ve "kapı gıcırtısına oynamaya programlanmış bünyelerin" piste fırlamasına yol açan türkü ile daha da bir alevlenmiştir. araştırdım, oğuz yılmaz adlı bir civanyiğit tarafından icra ediliyormuş.

kişisel olarak ta "sadece gitmek zorunda kalanların gittiği" uzak ve hatta sınır ötesi yerlerde, bizim konserve atıklarını keşfeden ve "çekirge sürüsü" ne demekmiş bir hafta içinde canlı canlı yaşadığım hayvancıklar geliyor aklıma. bir iddia üzerine bir atgm. arkadaşımızın yakaladığı büyük boy çekirgeyi "çıtır çıtır" yemesi ve bize protein açısından ne kadar zengin olduğunu anlatmasını hiç unutmuyorum.

bir de sevgili Bursa'nın müstesna semti Çekirge var tabii, bilenler bilir. güzel yerdi(r)


15 Ağustos 2015 Cumartesi

atkuş

Tercihen sert bir ağaçtan alınmış çatal formlu, çok da kalın olmayan bir dal bulacaksınız. Kabuklarını soyup çatal kısmını eşit uzunlukta keseceksiniz. Sonra, varsa eczaneden bulunmuş serum hortumu, yoksa lastik alıp 25-30 cm uzunluğunda keseceksiniz. bir de "meşin" sırtlık edinip bu üç malzemeyi ilkel ama iyi bir silah haline getirmeye hazırsınız.

Hanımefendiler, beyefendiler; karşınızda bizim oralarda çocukluk zamanlarımızın olmazsa olmazlarından birisi olan sapan, ya da Tatarcasıyla "Atkuş"!

Sapanla seneler sonra buluşmam geçen yılki Karadeniz turunda, Sürmene'de oldu. Bu blogun yazılmasına ilham kaynağı olan oğluma aldık bir tane, (bir kaç defa Çamlıhemşin tepelerinde bulduğumuz taşlarla atış yaptık ve sonra unuttuk tabii)

fotoğraftaki topuklu güzel bir fantağzi olmuş tabii. ama gerçekte giyilebilir bir şey olduğunu düşünmüyorum.

50 yaş üstüne bonus : Bir türkücü Huri Sapan vardı, kimbilir nerelerdedir şimdi. ( Açın googlelayın)


10 Ağustos 2015 Pazartesi

aşlav

Bu güzel kelimemizi Erol abinin (Önder, M.D.) feysbukta paylaştığı bu nadide fotoğrafla hatırladım. Aşlav, artık çok azı akmakta olan köy çeşmelerimizin oluklarına verilen isimdir.

Genellikle 40-50 cs. derinliğinde, 70-80 cm genişiliğinde olan sevgili aşlavlarımız kurnadan dökülen suyun akıp gitmeden bir süre toplandığı ve bu sayede küçükbaş/ büyükbaş hayvanların su içmesine olanka sağlayan bir tür geçici su tankıdır.

Fotoğraftaki büyükbaş abi ise olayı tamamen başka bir boyuta taşıyarak sıcak havalarda serinleme amacı olarak kullandığı bie jakuzi/ bar yaratmıştır. yaratıcılık yönünden 9 puanı haketmiştir. ( 1 puan o şişeleri güneşte ısınmaya bırakmasından dolayı kırılmıştır, halbuki koy aşlavın içine, soğukluklarını korusunlar da daha bir içimi güzel olsun değil mi ya?)