yeme içme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeme içme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2015 Perşembe

kıyıştırmak

"kıyış" doğru bir çizgide olmayan, yamuk anlamındadır. mastar ekini getirdiğimizde de "yamultmak" anlamını taşır.

ve fekat, bizim oralarda bir başka anlamı daha vardır elbette. içki masasına oturup karşınızdakini sarhoş etmek anlamında da kullanılır ve sonunda "bızavlama" eyleminin de gerçekleştiği bir takım tatsız olaylar zincirinin en sağlam halkalarından birisidir.

Faideli bilgi : Alka Seltzer bulunmayan ortamlarda akşamdan kalma halinin giderilmesine yardımcı nefis bir "hangover klasiği: Churchill'dir. Müteveffa İngiliz başbakanının adını alan bu güzel karışım fotoğraftaki abiye pek etki etmeyecektir ama, ayarı biraz kaçırdıysanız iyi gelecektir: yarım bardak soda, limon, tuz ve karabiberi karıştırıp shot olarak için.


4 Kasım 2015 Çarşamba

"suv atlap kelgen" şey

başlığımızın birebir çevirisi "su atlayıp gelen/gelmiş şey" dir ve dışarıdan, uzaktan gelmiş -genellikle- sigara için kullanılır. çook uzun zamandır hiç kimseden duymadığım bir deyim olarak sizlerle paylaşmanın haklı gururu içindeyim.

başka şehirden (hatta ülkeden) olması da şart değil, yerine göre ankara'dan gelen paket te "suv atlap kelgen" muamelesi görürdü eski zamanların yokluk ve samimiyet günlerinde.

eski sigara paketleri demişken, üzerlerinde şimdiki gibi kamu spotları yoktu tabii. bununla birlikte bir sigarayı diğerinden ayıran ve daha değerli kılan şey bandrolü olurdu. o zamanlar kaçak getirilmiş sigaraların bandrolü fotoğraftaki gibi mavi renkli olurdu ve bu durum taşıyana/ içeme ekstra bir prestij getirirdi niyeyse.

"Mavı malbora" elbette tüm sigaraların efendisiydi, onu taklit eden Tekel 2000 diye bir sigra yapmışlardı; bandolü de maviydi üstelik. hey gidi günler hey...


15 Ekim 2015 Perşembe

sıylanmak

En güzel şekliyle ağırlanmaktır efendim. "Mısapır bolup" gittiniz + yaman aruv karşıladılar +"törge geşıp oturdunuz"+ izzeti ikramda kusur bulamadınız ya, işte tam olarak sıylanmış sayılırsınız.

Mevsime, zamana ya da orada bulunmanızın nedenlerine bağlı olarak Kırım - Tatar mutfağının en güzide yiyeceklerinin önünüze sunulduğu, sohbetin, güleryüzün en sıcak haliyle yaşandığı ortamların adıdır sıylanmak.


ketek

Fotoğraftan da anlaşılacağı şekilde "tavuk kümesi" anlamında kullanılmaktadır. bizim oralarda yandaki fotoğrafın benzeri tavuk kümesleri bol miktarda mevcuttu ben çocukken. klimalı, doğal havalandırmalı, bazılarında havuz ve güneşlenme terası da vardı elbette...

Şaka şaka... bizim oralarda güneşlenme terasını kim kaybetmiş ki garibim tavuklar bulsun. kullanılmayan bir kerpiç oda, "it bağlasan durmaz" tabirine yakışırcasına gelişigüzel yapılmış küçücük kapalı mekanlar. bazılarında kapı bile olmazdı, "yarım" kapağı*, bir sac parçası gibi şeyler tavukların girmesine yetecek kadar deliğin önüne konur, taş ya da küçük bir sopayla da düşmesi engellenirdi.

bu tür kapatmalar genellikle tilki, köpek gibi tavuk düşmanlarına önlem olarak yapıldığı gibi iki ayaklı tavuk sevdalısı gençlere karşı pek tutmazdı elbette. onun için daha iddialı kümeslerin kapısı akşamdan kilitlenir, doğal besi serbest dolaşan organik tavukların köy delikanlılarının gece tıkınmalarına meze olmasının önüne geçmeye çalışılırdı.

geleneksel bir rodeo güreşi olmasa da kümasten tavuk aşırmaya çalışmak bir dönem gençliğinin mutlaka tecrübe ettiği bir spor olrak unutulmaya yüz tutmuş güzel adetler kategorisinde daha sonra detaylı olarak ele alınacaktır.

* yarım = 17-18 kg lık yağ tenekesinin bizim oralardaki adı. gün gelir buğday için ölçü birimi olur, gün gelir su ısıtmada kullanılır ya da içinde peynir yapılırdı. [tavuk pişirmede kullanılmışlığı da vardır :-) ]

meclis & kartagası

toplamda iki buçuk oturuma katılıp 8 aylık para aldığınız, memleket yangın yerine dönmüşken göstermelik de olsa buluşup birşeyler konuşmadığınız meclislerden bahsetmiyoruz elbette,

bizim meclisimiz düğün zamanı kendiliğinden kurulan, herkesin yerini yurdunu bildiği, ayrımcılık yapanların bir şekilde meclis dışı kaldığı gayet demokraatik bir meclistir. düğünün büyüklüğüne bağlı olarak bir kaç yaş grubuna hitap edecek şekilde oluşsa da en sağlam olanı bir tür İngiliz Lordlar Kamarası kıvamındaki "kırcıman" meclisidir.

oturum düğün evine yakın bir konumda konuşlanan ve görevini en iyi şekilde icra etmesi için donatılan ( okuldan alınmış sıralar ve masalar, masa örtüsü görevi gören kağıtlar, muhtelif çeşitte meze tabağı, çay bardakları ve elbette rakı) alanda, meclis başkanının seçilmesiyle başlar. Meclis başkanı "Kartagası" dır. yürütme kurullarının ve idari amirlerin seçilmesi ( sağ bey, sol bey, kapıcı bey, kürekeci bey, alay bey) "cümle cemaat" tarafından yapılır.

Meclis başkanının frak giymesi beklenmez elbette, (zaaten ülke meclisinde de o güzel, zarif gelenek yok edildi) Kartagası olarak herkesin saydığı (ve fekat sevmek zorunda olmadığı) topluluk üyelerinden birisi seçilir, toplantının düzen içinde sevk ve idare olmasından sorumlu olarak vazifesini meclis kapanışına kadar sürdürürdü.

Meraklısı için not: Yukarıdaki resim İsanın Son Akşam yemeği tablosu olup Da Vinci tarafından yapılmıştır.


18 Ağustos 2015 Salı

Kaşqır yasamak

Müteveffa Steve Jobs bütün Dünya'nın en çok bildiği logolardan birisi olan "Apple" logosunun Tatarca sözlükte tamamen alakasız bir şekilde gündeme geleceğini öngöremezdi elbette.

bir ısırık alınmış elma simgesini gördüğünüzde ( muhtemelen bir iphone ya da ipad de) "kaşqır yasaganlar" gibi düşünürmüsünüz bilmiyorum ama bana çok matrak geldi ilk aklıma geldiğinde.

Efendim, bu satırların okurlarının büyük kısmı "kaşqır" sözcüğünün kurt karşılığı olduğunu bilir. diğer bir eşanlamlı sözcüğümüz de "börü" dür sanırım.

Kaşqır yasamaksa küçük çocukların elindeki meyveden, ki genellikle elma olur, kocaman bir ısırık almanın Tatarcadaki karşılığıdır. (Bu kadar detayı başka bir blogda göremezsiniz) Pek hijyenk birşey olmadığını ilk başta kabul etmek gerek elbette. Bununla birlikte bizim oraların çocukları kızdırarak sevmek gibi pek de hoşlanmadığım sevecen yaklaşımlarından birisi olarak hafızada yer etmiş bu durumu sizlerle paylaşmanın ve muhtemelen çoktaan unutmuş olduğunuz bir deyimi hatırlatmanın gururu içindeyim.

Kona

Türkçesini gerçekten bilmiyorum, "yer sofrası" olarak çevrilebilir sanırım.

Bizim oralarda her evde mutlaka bir tane olmuştur heralde. Altına önce "peşkir" serilir, sonra kona yerleştirilir, onun üstüne de devasa bir tepsi yerleştirilir. Sonra sırasıyla tabaklar, çatal-bıçak-kaşık setleri, peçetelikler, şamdanlar, sıcak el havluları vs.saat yönünde olacak şekilde düzenlenir, bir güzel yemek yenilirdi. (Son cümleyi dikkate almayın, ortaya konan büyük tabaktan herkesin çalakaşık yemek yediği paylaşımcı zamanların yer masasıdır kona) Yemek sonrasında herbir parça teker teker toplanır; kona dik duracak şekilde ya duvara yaslanır ya da duvardaki çviye asılarak bir sonraki kullanıma kadar şarj edilmeye bırakılırdı.

Gün gelir eriste kesilir, gün gelir hamur yayılır, gün gelir üzerinde sarma sarılırdı. Evlerin olmazsa olmazları arasında yer alarak bugüne kadar gelmeyi başarak sevgili "kona" ları sevelim; koruyalım arkadaşlar. bir kona kolay yetişmiyor.

Acayip gereksiz ve alakasız bilgi : Konudan çok uzak olacak ama; Gençlerbirliği'ne zamanında üç tane Afrikalı topçu gelmişti. Kuşe - Moşe - Kona.

10 Ağustos 2015 Pazartesi

aşpit

Hristiyanlık inançlarına göre Yedi Büyük Günah'tan birisi "oburluk" tur ve bildiğim kadarıyla Tatarca'da "aşpit" gibi enteresan bir sözcükle karşılık bulmuştur. ( gene de tam emin değilim; açgözlülük için de kullanılıyor olabilir)

Bu "sert" girişten sonra aşpit kavramının bizde o kadar da acımasızca kullanılmadığını, genellikle sofra adabıyla ilgili olumsuz durumlarda devreye sokulduğunu da belirtelim.

Sofrada önündekini silip süpürdükten sonra başkalarının yedikleine göz dikenler için kullanıldığına şahit olmuşumdur.

Giriş paragrafımıza geri döenrek güzel bir filmi hatırlatmakta fayda var tabii.1995 yapımı "Se7en" bahsettiğimiz ölümcül günahlara kafayı takmış bir ruh hastasının yedi kişiyi günahlarına uygun şekilde, çok egzantrik metodlar kullanarak öldürmesini anlatan nefis bir filmdir. fırsat bulursanız seyredin derim.

5 Ağustos 2015 Çarşamba

kıyır

"...sızma zeytinyağı, dereotu ve baharatlarla marine edilmiş taze mozzarella peyniri, cherry domatesler ve fırından yeni çıkmış taze köy ekmeğinin kenarı" (Vedat Milor mode off)

Bu soğuk girişten sonra bu postun esas oğlanı "kıyır" dan bahsedelim. bildiğiniz ekmeğin kenarı olup ekmek biraz bayatlayınca pek albenisi kalmayan bir dilimi ifade etmektedir. ( elbette el emeği göz nuru caanım köy ekmeğinden bahsediyorum)

Öyle mozzarellaya, kokteyl domatese gerek yoktur hem de, bildiğiniz Sana may ( sana yağ) ekmeğe sürülür; üzerine de toz şeker gezdirilir ve mikemmel bir dilim elde edilmiş olur. Çocukluk işte, o kadar doğal tereyağı sürüldüğünde kokusundan rahatsız olup margarin istemek o zamanların olmazsa olmaz trendlerinden biriydi. artık ne o ekmekler var, ne de toz şekerin tadı. Margarin yemeyeli seneler oldu zaten; biz büyüdük ve kirlendi Dünya!

31 Temmuz 2015 Cuma

Avzu kıyışmak

Uzun süre sigara içememenin ve canının acayip çekmesinin Tatarca versiyonudur. "Uzun süre" elbette görecelidir; kişinin tiryakilik durumuna göre değişmektedir.

Bu enteresan deyimimiz içki içmek için de kullanılamkla birlikte esas olarak sigaraya duyulan özlemin dilbilgisi halidir. Engeller aşılıp yakma aşaması "sigara cakma" olarak bilinse de benim çok uzun seneler sonra duyduğum "papurleme" de kullanılmaktadır.

çok sık sigara içen kimseler için "tırkiy" gibi, tiryakilikten türeme bir tanımlama kullanılır.

Bunları yazınca aklıma bir zamanların efsanevi çorapta sigara taşıma ritüeli geldi ki bir kötü oldum, içmeyiniz; içecekseniz de sakın çorapta paket taşımayınız.

Hadi sigaradan başladık, eski sigaraları bir hatırlayalım. Maltepe/Samsun/Bafra/Tokat/ Bitlis / tabii ki Silahlı Kuvvetler / meltem / Birinci & İkinci / Sipahi ? / Yenice / Gelincik / gençlik zamanlarımın Tekel 2000 efsanesi vd....

26 Temmuz 2015 Pazar

Kürekeci bey

"Kartagası, sağ bey, sol bey, kürekeci bey,alay bey, cümle cemaat ..." diye devam eden efsanevi meclis selamlamasının gölgede kalmış kahramanlarındandır Kürekeci bey. "İçki lojistiğinden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı" olarak tanımlayacağımız bu beyefendilerin görev süresi bir düğünlüktür. Düğün süresince mecliste yapılacak içki servisi ile ilgili kontrol ve idareden sorumlu olmaları sebebiyle içkilerin depo edildiği yerin anahtarı kendisindedir.

yandaki fotograf tabii ki Kürekeci isminden haberdar olmayan bir garip İngiliz barmenine aittir. Barmen dediğimiz zaman da aklımıza Türkçe Pop Müzik tarihinin en kendine has absürd şarkılarından ikisi gelmektedir.

1- Hakan Peker'in "Barda durur barmen minik şişe elinde" sözlerine sahip Barmen Minik şarkısı
2- "Hey barmen bana bir bira / yanımdaki fıstığa bir tekila" gibi şairane sözlere sahip kimin söyledğini bilmediğim ve öğrenmek te istemediğim nefis şarkı...

Meclis, Kartagası, soyundurma... epey yazacak şey cıktı

14 Temmuz 2015 Salı

Bayram Özel


Bayram münasebetiyle özel bir kaç kelime bulmaya çalıştım ama beceremedim. bu kadarıyla yetineceksiniz artık.

Arpe : Arife gününün Tatarcasıdır. Fırtına öncesi sessizlik gibi, detoksla geçen otuz günün sonunda tekrar günlük ritüele dönüşün son düzlüğü, teravih namazını kaçırdık yaw! geyiğinin "trend topic" olduğu sessiz akşamın günü...

Kampet : Şeker...En tehlikeli üç beyazın en tatlısı, dini bayramlardan birincisinin "paralel" adı. 80'ler dünyasında Lami şekeri efsanedir, sonrasında "Lord" ile daha renkli ve çeşitli hale gelse de "Lami can"dır.

Pındık, pıstık : Fındık, fıstık ın tatarcasıdır elbette. Bayram sabahları, henüz şeker toplamaya terfi etmemiş "ballar" için ecnebi "Halloween" bayramının değişik bir versiyonuydu bir zamanlar. köy sokaklarında tozu dumana katarak, acelesi neymiş dedirtircesine koşturan erkek çocukları, daha hanım hanımcık dolaşan kızlar en içten bir şekilde "Bayramınız kayırlı bosun"  diyerek "karaldı karaldı dolaşır, avuç avuç yer fıstığı toplarlardı.

Qarıjlık: Böyle "q" lu, "j" li yazınca tuhaf göründüğünün ben de farkındayım ama, bizim oralarda harçlık kelimesine böyle bir telaffuz uygun görmüş atalarımız. eee, bayram olunca harçlık da olacak elbette.

Dilbilgisi bilgisi : "F" harfinin kullanılmadığı güzel ve yalnız lehçemizde çeşit çeşit F ile başlayan sözcük değişime uğramış ve "P" sesi ile ifade edilmiştir. bu konuda benim en çok hoşuma giden ise bir isimdir : Firdevs

13 Temmuz 2015 Pazartesi

may baylasın

Anladınız siz onu...Bir ay boyunca iftar masalarında detoks olan bağzı bünyeler "eksik atışların tamamlanması" kabilinden bayram etmeye başlayacak kavun peynir eşliğinde.

İşte öyle zamanlarda, açılış cümlesi olarak kullanılan güzel bir deyimdir "may baylasın". birebir Türkçe çevrimini "yağ bağlasın" olarak yapmak mümkünse de daha doğrusunun "şerefe" olduğunu akşamcı tayfası bilir.

Eskiden klasik rakı kadehi olarak adlandırdığımız ince uzun kadehlerin olmadığı çok zamanlar yaşandı ve o zamanların kadehi elbette ince belli çay bardaklarıydı. arada bir, nostalji mahiyetinde hala kullansam da o günlerin tadını vermiyor elbette. Zaten, şair ne demiş : Gönül ne mey ister ne meyhane / gönül dostluk ister, şarap bahane.

Gereksiz ve hayret uyandıran bilgi : yandaki resimde gördüğünüz geleneksel çay bardağını "malt viski için en iyi bardak" diyerek iki tanesini 54$ dan satan adamlar var internet aleminde. alkol buharlaşırken aromasının ince belli bardakta kaldığı ve daha uzun süre keyif verdiğini öne sürüyorlar.

Afiyet olsun efendim, sorumlulukla içiniz.

kuntabaq & şımışka carmak

Kaju fıstığının, soslu mısırın ve envai çeşit cipsin olmadığı zamanların çerezidir çekirdek. ekürisi leblebi ile birlikte damakları şenlendirmiş, çeneleri konuşmaktan başka şekilde yormayı başarmıştır.

genellikle bostan sınırları belli olsun diye mısırla birlikte ayçekirdeği ekilir bizim oralarda. ( yağ için eken eser miktarda çiftçi de vardır ama konumuz o diil şimdi)

bu "quntabaq" lar ( ki Türkçesi günebakan gibi nefis bir kelimedir) olgunlaşıp ağırlaştığında boyunlarını bükerler. işte tam o zaman toplanır, çiğ çekirdekleri tek tek çıkarılarak çitlenirler. buradan da anlaşılacağı gibi çekirdek=şımışka, çekirdek çitlemek=şımışka carmak tır. önceden çıkarılıp kavrulmuş/ tuzlanmış olanları daha leziz ve kolay olsa da pizza dilimi gibi bölünmüş bir quntabaq tan çekirdek çitlemenin keyfi paha biçilemez.

23 Haziran 2015 Salı

kalaş

"Kalaş" internetteki  Tatarca sözlük(ümsü)lerde tanımını bulamadığım, ancak özellikle hamur işi yapılırken kullanıldığını bildiğim bir ölçü birimidir.

"bır kalaş erışte" gibi gayet subjektif bir ölçüyü tarif etmekle birlikte eminin üç aşağı beş yukarı aynı "gramaja" sahip malzemenin kullanılmasını beraberinde getirmektedir.

konuyla hififten alakalı olmasından dolayı, dedemin zamanında anlattığı "şırborekke toyum bolamı" adlı kısa hikayeyi hatırladım ve hatıralar sardı dört bir yanımı. şimdi bir yerlerden şırbörek bulup yemek vardı.

orayppıtlamak & sıdırmak

Babamdan duyduğum bu müstesna sözcük, anladığım kadarıyla, tabakta ya da masada ne varsa silip süpürmek anlamında kullanılmaktadır. "sıdırmak" ile benzer anlamlarda olsa da orayyppıtlamak daha coşkulu ve istekli bir şekilde yemeğin yenmesini belirtmektedir.

zaten "sıdırmak" esas olarak bir şeyin derisini yüzmek/ soymak olarak kullanılıyor. bununla birlikte, yemeğin masaya gelmesiyle birlikte "sıdır akayım!" şeklinde bir teşvik cümlesi"hadi afiyet olsun, tabağındakilerin hepsi bitecek" anlamında kullanılıyor. ( heralde)

15 Haziran 2015 Pazartesi

Tonkayıp catmak

Aslında yandakinden daha uygun fotoğraflar da buldum ama lisans hakları gereği o topa şimdilik girmiyorum.

Söyleniş itibarıyla hafif bir istihza ve aşağılama içeren bu güzel deyimimiz bir şahsın divan, kanepe, somya gibi bir şeyin üzerine hafif kaykılmış bir vaziyette neticeyi yayarak uzanması anlamında kullanılmaktadır. Fotoğraftaki abimiz içtiği arpa suyunun da etkisiyle muhtemelen "tonkaymaktan" "yuklap kalmak" aşamasına inceden geçiş yapmak üzeredir. o kutu döküldüğünde yengeden fırça yemesi muhtemel olmakla birlikte sehpanın üzerindeki erkek dağınıklığı elemanın "single" takıldıı yönünde düşünmemize yol açmaktadır.