29 Haziran 2015 Pazartesi

Caşumcumak

Evvet, yavaş yavaş bilinirliği az, "derin Tatarca" kelimelere geçiyoruz. Bunu da babam hatırlattı zaten, ancak öyle anımsadım.

Saklambaç oyununun Tatarcası olup hala biryerler çocuklar tarafından neşeyle icra edilmektedir. oyunu size tarif etmeyeceğim, beyzbol kadar basit kuralları olan ve hepimizin çocukluğunda oynadığı bir klasiktir bildiğiniz gibi.

konu oyundan açılmışken ( biraz da sayfayı doldurmak adına) diğer oyunlar üzerinden de geçeceğiz bugün:

şimdikiler gibi tabletlerin olmadığı zamanlarda herşey oyun aracıydı aslında. üstsüte dizilen dokuz taşla hayatımın en keyifli sokak oyununu oynadığımı bilirim. daha eskilerin bir kemik parçası olan "aşık" larla oynaması geldi aklına. çelik çomak, uzun eşek ilk erkek oyunları aklıma gelen. tabu, monoply olmayan zamanların ev oyunu parmak saklamaca ve kimin eli üstünde gibi toyunlardı. muhtemelen sessiz sinema da onlardan birisiydi tabii.

Günün bombası babamdan geldi : evcilik oyununun tatarcası "kıdrakelip oynamak" mış.

Taranbaba

Benim çocukluğumda dinlediğim "lokal" korku hikayelerinin esas oğlandır kendisi. kim uydurmuşsa ömrüne bereket, bu kadar zaman geçti, hala hatırladıkça gülerim.

o zamanlar herşeyin az olduğu zamanlardı, insanlar arası iletişim de kulaktan kulağa teknolojisini kullanıyordu. Çocukları korkutmak, geç saatlerde ayakta olmasındansa yatağında olmasını sağlamak için uydurulmuş öyküler anlatılırdı uzun bozkır gecelerinin başlangıcında. ve o öykülerde bir şekilde geçerdi abinin adı.

yandaki fotoğrafı önce darth Vader olarak düşündüm ama o ulu şahsiyet Taranbabalıkla anlatılmaz, Star Wars serisini bilen bilir. Sanırım Darth Maul daha uygun geldi.

Meraklısına bilgi: Star Wars 7 için geri sayım başladı. 18 Aralık günü ışın kılıçlarımızı alıp gidecez inşallah. çok merak ediyorsanız da işte bu kadar gün/saat kaldı 

şır katıp kalmak

İşte bir tatarca klasiği daha. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, anlatmanın/yazmanın değil de birisinden gerçek vurgusuyla dinlendiğinde tadına varılan enfes benzetme.

çok kabaca, "gülmekten kırılmak" olarak çevirebileceğimiz bu müstesna deyimimiz eğlenceli bir durum sonrasında gülmekten yere yatan abiler/ ablaları tariflemek için kullanılmaktadır.

Başka bir blog yayınında görüşmek üzere yüzünüzden gülüş, kalbinizden mutluluk, evinizden huzur ve sağlık eksik olmasın sevgili TRT FM dinleyicileri.

sozmak


şimdiii, sozmak kelime anlamı olarak esnetmek gibi bir şey aslında. ve fekat, "derin tatarca" tarafına geçtiğinizde "içmek" için kullanılan argo bir yüklem haline de geliyor ki yazımız bu temel üzerinde şekillendi.

kısaca da olsa esas anlamını anlatacağım. üstünüzdeki kıyafeti sağa sola çekiştirirseniz ya da başınızdan geçirirken biraz fazla zaman geçirirseniz "sozasın da!" şeklinde bir uyarı almanız çok muhtemeldir. buradan hareketle "sozmanın" sözlük anlamını vermiş oluyoruz.

bizim oralar için kullanılan "etle rakı tatarın hakkı" ( burada Tatar Hakkı'ya bir selam çakalım, ışıklar içinde yatsın) deyiminin esas oğlanı rakıdır tabii. düğünlerde, bayramlarda veya olur olmaz zamanlarda bir çay bardağı içinde içilen o caanım sıvıdan bahsediyoruz. eski rakıların o keskin anason kokusu bütün mekanı sarar, kişi içmeden de sarhoş olabilirdi. şimdinin Alâ, 10 numara, Yeşil Efe gibi içkileri eski rakının yanında şurup gibi kalıyor ve bu blogun bir kısım okurları onların tadına bakmıyorlar artık. (eski facebook fotoğraflarında o abilerimizin gençlik günlerini görüyoruz ama :-)

bu kadar çok tüketilen bir içkiyi tek maddede anlatmayacağız elbette; "tartmak, kozu, sıpra, Kurekeci bey gibi sözcükleri anlatırken tekrar değineceğiz.

28 Haziran 2015 Pazar

Tınışta bır

Nerden başlasam nasıl anlatsam. Tatarca'nın en nev'i şahsına münhasır deyimlerinden birisi şüphesiz "ikide bir " anlamında kullanılan "tınışta bır" dir.

tınış nedir, yenir mi, giyilir mi bilmiyorum. başka hiçbir cümleden, anlamda kullanıldığına da şahit olmadım. ve fekat bir ile birleştiğinde öyle güçlü bir anlam kazanıyor ki sizinle bu sayfalardan paylaşılmayı hak ediyor.

gelin, Cemal Süreya'nın cümlesine çeviri yapmayı deneyelim; ki ben çok eğlendim:

Tınışta bır kolunu başınga aketip celde cayragan calnızlığın onaytlaysın.

Sn. Ayşe Önder'in hatrılatmalarıyla düeltilmiştir. "Tınış " an anlamında kullanılıp söylerken "ş" sesi gibi çıkmaktadır. (İngilizcede thirteen demek gibi birşey)

Ramazan special : oraza, temeş, zapar

Eveet, gelelim on bir ayın sultanı ile ilgili Tatarca sözcüklere. herşeyden önce Ramazan karşılığı olan ( ya da olmayan) "Oraza" dan başlayalım. yazmaya başlayana kadar hiç düşünmemiştim, ancaak Oraza galiba oruç demek. Konu hakkında fikri olanlar paylaşırsa sevinerek yayınlarım. iftar için ayrı bir kelime kullanıldığını hatırlamıyorum ama "temeş" kesinlikle sahur demek. Benim için, rahmetli annanemin "evelden"aşıttığı kamırman yasadıgı" kalakay kokusudur sahur.

ve son olarak, "zapar" kelimesi oruç tutmayanlar için kullanılır. "maale baskısı" nedeniyle çok kişi oruç tutmayıp oruçluymuş gibi davranırdı diye düşünüyorum; özellikle uzun, sıcak yaz günlerinde.

Kardeş blog "Karavşan anıları" biraz ramazan, çokca Bayram günlerini taa 2009 da yazmıştı. meraklısı için link aşağıdadır. Kayırlı Ramazanlar bosun efendim.

http://karayavsan.blogspot.com.tr/2009/08/seker-bayram-1.html

Şıplamak & Şaplama

Çuval, torba  vs gibi şeylerin içine ( bir şeyi) tıka basa doldurmak anlamında kullanılmaktadır. Bildiğim kadarıyla ayakkabı kutusunun parayla doldurulması ile ilgili Tatarca bir sözcük ya da deyim bulunmamaktadır.

"Şıplamak"aslında çok enteresan bir kelime olmamakla birlikte günlük kullanımda "avzun şıplap toturdu" gibi, gayet vurgulu bir şekilde söylendiğinde dikkat çekici olabilmektedir.

-ukala mode on- Yeri gelmişken, şu ana kadar yazdığım ve sonrasında yazacağım kelimelr içinde "ş" harfi ile başlayan çok sayıda kelime olduğunu farkettim. (Tatarca dilbilimi ile uğraşanlar muhtemelen bu konuyu incelemişlerdir.) Ş harfi Tatarca'nın kendine has tonlaması içinde oldukça kullanışlı bir ses olarak yer alıyor. -ukala mode off-


Şıplamayı yazarken aklıma "şaplama" geldi bir de. bildiğiniz pötibör püsküvitin iki adedinin  bir adet lokumla birlikte tost haline getirilmesinden ibaret bir fast food tatlıdır ve ben çook uzun senelerdir yemediğimi farkettim.

Bu satırları okuyan biri "talkan" nedir bilgi verirse çok sevinicem, o da kendine has bir tür Nutella idi zamanında ve kesinlikle bir yazıyı hak ediyor.

Şırayın Sıtmak

İşte bir Tatarca klasiği. kelime kelime çözümlersek pek bir şey çıkmıyor: "şıray" surat anlamında kullanılıyor. "bet" kelimesinin "yüz" olarak kullanıldığını belirtelim. Yüz yıkamak "betn cuvmak" olarak kullanılmaktadır. Burada ise "şıray" daha fazla yüzdeki ifadeyi tanımlamaktadır. "Sıtmak" ise (muhtemelen yanlış hatırlıyorum) yumurta kırmak ya da yemeğn içine birşeyler ilave etmek gibi bir şeyler için kullanılıyor.

neyse, birisi doğrusunu yazar gönderirse düzeltir geçeriz. Yandaki fotoğraftaki ayyüzlü "müteveffa" Kral Joffrey'nin yüzü tam olarak ta bizim deyimimize denk geliyor. bildiğiniz "surat asmak" deyiminin Tatarca karşılığıdır Şırayın Sıtmak. Yeni jenerasyon sakın "trip atmak"la karıştırmasın, ona daha uygun Tatarca birşeyler mutlaka hatırlayacağım.

efendim, "şıray sıtılır, sonrasında "egeşip oturulur", biraz "sögünülür", olay hala yumuşamadıysa "töbeleşme"ye kadar varan tatsızlıklar olabilir. Tatarcada her duruma uygun bir tabir var elbette. daha yazacak çok şey var.

Bostorgay

Fotoğraf tamamen "tam yerine rast geldi; manzara koyduk" kabilinden bulunmuştur. Çok uzatmadan haftanın ilk kelimesinin Türkçe mealini açıklıyoruz : Serçe!

Biraz zorlama ile de olsa gösteri sanatlarında dört tane ünlü "serçe" vardır, ikisi dünyaca ünlü, ikisi de lokal :

(i) Kaldırım Serçesi olarak bilinen Fransız kadın türkücü Mirelle Mathieu
(ii) GoT aleminin üçkağıtçı Serçeparmak karakteri Lord Baelish
(iii) Sezen Aksu, namı diğer Minik Serçe

...vee dördüncü ünlü serçe Tatarca'nın en bilinen türkülerinden birisi olan "Bostorgay"dır.

Diğer bir ünlü Tatarca şarkı olan "Sith(!) Osman Saray" la bilinirlikte atbaşı giden bu müstesna halk şarkısı bir zaman, adını hatırlamadığım bir sanatçının albümünde bile yer almış, gri tonlu TRT dekoru önünde tüm Türkiye'ye söylenmiştir.

İlave Bilgi : Leylek/ Legelek, Kırlangıç/Karılgaş , Güvercin/Kogerşin, Sinek/Şıbın, sivrisinek/Şırkiy bildiğim diğer Tatarca kuş/kanatlı isimleridir. "Sığırcık" için hangi Tatarca kelimenin kullanıldığını bilen/ gönderene bir yıllık ücretsiz abonelik hediye edeceğim.

Ve son olarak, blog tarihinde bir ilk : İşte size Bostorgay türküsü : https://www.youtube.com/watch?v=MDm1VtNLTiw

23 Haziran 2015 Salı

şalaşnı cıkmak

bildiğiniz kavga edip darılmaktır. bahsi geçen "şalaş"ın kelime olarak çadır anlamında kullanıldığını düşünüyorum. bu deyim de taa Orta asya düzlüklerindeki büyük atalarımızın bir kavga sırasında kontrolsüz hareketlerde bulunarak oracıkta bulunan masum bir çadırım yıkılması neticesinde ortaya çıkmış olmalı.

neyse ne, "şalaş cıgıldı mı" ortaya bir dargınlık durumu ortaya çıkar. zaman herşeyin ilacıdır netekim, ben şu ömrümde ne dargınlıkların sona erdğine şahit oldum. (daha fazla da dargınlıkların devam ettiğini gördüm ama) sevelim sevilelim, dünya güzel binaenaleyh.